Dying Light: The Beast, serinin sevilen mekaniklerini bir araya getirerek, oyunculara hem tanıdık hem de yeni bir deneyim sunuyor. Önceki oyunda yer alan şehir siyaseti ve fraksiyon sistemi yerine, hikaye Kyle Crane’in macerasına odaklanıyor. Oyuncular, Castor Woods adlı kırsal vadiyi keşfederken hem parkur hem de dövüş mekaniklerinin tadını çıkarıyor.
Oyunun en dikkat çekici yanları, tatmin edici dövüş sistemi ve akıcı parkur mekanikleri. Kürek, boru gibi yakın dövüş silahlarıyla zombileri parçalara ayırmak, oyuna “kanlı ama eğlenceli” bir atmosfer katıyor. En büyük yenilik ise, oyuncunun bir canavara dönüşerek zombilere karşı güç kazanabilmesi. Bu yetenek sayesinde oyuncu, yumruklarıyla da zombilere meydan okuyabiliyor.
Oyunda hızlı seyahat veya paraşüt gibi kolaylaştırıcı mekanikler yok; bunun yerine oyuncuların haritayı keşfetmek için araç kullanması veya yaya ilerlemesi teşvik ediliyor. Hikaye bazı eleştirmenlerce “ince” ve ana düşman karakteri “genel” bulunsa da, yan görevler daha ilgi çekici ve sürükleyici bir deneyim sunuyor. Dört oyuncuya kadar çok oyunculu mod ise arkadaşlarla zombi avını daha eğlenceli hâle getiriyor.
PC platformunda yapılan testlerde oyun, üst düzey donanımlarda hızlı performans sergiliyor ve grafikler oldukça etkileyici. Kırsal vadi ortamı, serinin önceki şehir manzaralarına göre hoş bir değişiklik sunuyor. Ancak, bazı ışın izleme (ray-tracing) özelliklerinin çıkış versiyonunda olmaması, oyuncular arasında küçük bir hayal kırıklığı yaratmış durumda. Geliştiricinin erteleme kararına rağmen bu özelliklerin eksik olması dikkat çekiyor.
Genel olarak, Dying Light: The Beast belirgin bir yenilik sunmasa da, temel oynanışı ve canavarca yetenekleriyle keyifli ve akıcı bir zombi avı deneyimi vaat ediyor.
Yorumlar